TED Gibi Konuş

Topluluk önünde konuşurken birçok kişi kendini rahat hissedemez. Buna büyük yatırımcılar, dünyanın en önemli şirketlerinin başında bulunan Ceo’lar da dahil. Peki o zaman bu kadar insan nasıl güzel sunumlar yapıyor diye sorabilirsiniz. Aslında hepsi saatlerce çalışmanın, prova yapmanın bir sonucu. Bir başka değişle “TED gibi konuş”makta.

TED (teknoloji, eğlence, dizayn), alanlarında önemli, fark yaratmaya çalışan insanların, çoğunlukla 18 dakikayı aşmama koşuluyla herhangi bir konu hakkında sunum yaptığı bir organizasyon. Zamanla 150 ülkeye yayılmış TED. İnternetteki videoları ise milyonlarca kez tıklanmış. Burada okunması gereken kitaplardan biri olarak yazıyorum TED’i ama okuyamayıp merak edenler ve sunum konusunda kendini geliştirmek isteyenler olursa diye de önemli gördüğüm yerleri buraya not düşeceğim.

Hazırsak başlayalım.

FİKİRLER YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILIN GEÇER AKÇESİDİR.

Fikirlerinizi en etkili bir şekilde sunmak istiyorsanız bunun yolu : DUYGUSALLIK,YENİLİK VE AKILDA KALICILIKTAN geçer, fikirlerinizi satarken bu üç temel ölçütten yararlanın.

DUYGUSALLIK

Bir insanın bir işte bir alanda ya da anlattığı şeyde iyi olmasını sağlayan temel şey nedir sizce? Tutku. Tutku olmadan, sevmeden o işe nasıl bağlı kalabilir ya da en iyi şekilde gerçekleştirebilirsiniz ki? O yüzden tutkulu olmanız en önemli faktördür, tek değildir ama en önemlisidir. Bu yüzden tutkulu olduğunuz işi yapın, o işi bulamadıysanız, en önemli soruyu kendinize sorun İçimi Şenlendiren Nedir? bu sorunun cevabını bulana kadar ilerleyin çünkü her insanın içini şenlendiren bir şey vardır. Sunum yaparken de tutkunuzu ortaya koyun ve gerekiyorsa hiç tanımadığınız insanlarla bunu açıkça paylaşın ancak o zaman insanlar bunu görebilir ve sizin tutkunuza eşlik edebilir. Çevrenizde de tutkulu insanları bulundurun çünkü bunu yaptıkça fark edeceksiniz ki her alanda daha iyi olmaya başlayacak, işinizde ve konuşmalarınızda ki değişimi fark edeceksiniz.

HİKAYEYİ ANLATMA SANATINDA USTALAŞMA

Her insanın anlatacak hikayesi vardır. Ayağınız taşa takılıp düşmüş olabilirsiniz ya da değişik bir rüya görmüş olabilirsiniz ve bunları güzel bir şekilde anlatırsanız, hikayeniz hazırdır.

Siz hikaye anlattıkça izleyici ile aranızda bağ oluşacaktır. Bu bağ ise size iknanın yolunu açacaktır.

SOHBET EDİN

Sunum öncesi prova yapın, kaydedin ve tekrar izleyin. Kendinizi eleştirin ve fikirlerine güvendiğiniz insanların fikirlerini alın, daha iyi nasıl olabilir bunu düşünün ve tekrar sunum yapın ve tekrar ta ki kendinizin en iyisi olana kadar.

 

10 000 SAAT KURALI

steve jobs

Belli bir beceride ustalaşmak için 10 000 saat gerektiği bilinen bir teoridir. 10000 saat kuralı denildiğinde akla gelen insanlardan biri de Steve Jobs. Sahne dünyasının en karizmatik liderlerinden biri olarak anılmaktadır fakat bu durumu 10000 saat kuralına bağlamış olursak çok da yanlış sayılmaz. Kendisinin ilk sunumunda gözle görülür bir şekilde gergin olduğu, tuvaletin yerini sorduğu çünkü kusacağını sandığı söylenir. Hazır notları okuyarak başlayan sunum serüveni zamanla sunum için yaptığı meşhur provalarla muhteşem bir şekilde ilerledi ve bu durum onu hikaye anlatma sanatının en usta isimlerinden biri yaptı.

KONUŞMA HIZI

Sohbet tonunda konuşun, konuyu içselleştirince doğal sohbet tarzına dönecektir. (Anlatılan konuya göre değişebilir bir durumdur fakat çoğu başarılı sunumda geçerlidir.)

JESTLER

Jest dendiğinde akla ilk gelen, belki de en önemlisi eller. Sabit durduğunuzda olumsuz bir enerji yayacak, sunumdan siz de, izleyiciler de zevk almayacaksınız. Ellerinizi olabildiğince kullanın ve mümkünse avuç içleriniz seyirciye dönük olsun, onlarla iletişim kurmak istediğinizi, bilgi verdiğinizi hissetsinler.  Konuyu önemli bir boyuta taşıyacağınız zaman ellerinizin arası daha da açılsın ve mümkünse ellerinizi göğüs hizasında tutun, bu pozisyona güç küresi de denir.( göz ve göbek arası yerde tutmak)

Elleriniz sunum boyunca göbekten aşağı ya da gözden çok yukarıda olmamalı, izleyicinin bilinç altında güvensizlik ya da abartma hissi uyanabilir ama bu anlatılan konuyla istisna da olabilir.

YENİ

Beyni yeni deneyimlerle bombardıman edin. Sunumunuza yeni kavramlar katmak biraz yaratıcılık ve dünyaya yeni bir bakış açısı şekli gerektirir. Yaratıcılığı hemen başlatmanın tekniği ise yeni deneyimleri benimsemektir. Yeni olaylar, insanlar ve yerler deneyimleyin. En önemlisi bunları sunumuza katın çünkü insanlar yeniliğe aç ve meraklıdırlar. Öğrenmeye daha isteklidirler.

AĞZI AÇIK BIRAKAN ANLAR YARATIN

Sunumlarınızda insanların duygularını değiştirecek şeyler yapın. Yapacağınız değişikliği sunuma bağlayın. İnsanları duygularında değişiklik yaratmayı başarabilirseniz sunum kalıcı hale gelecektir. Bu durumla ilgili en iyi sunumlardan biri Bill Gates’e aittir. ( İzlemek isterseniz: https://www.ted.com/talks/bill_gates_mosquitos_malaria_and_education#t-294433)

NEŞELENİN

İşin işçine mizah katın çünkü insanlar mizahı sever ve daha önemlisi beyin mizahı sever. Haliyle kalıcılık artacaktır .Dikkatli olun, her şey dozunda olmalı ve tutumlarınıza yakın mizah katın; çok ciddi bir tutum takınırken bir anda sizden uzak bir şey söylemeniz sizi esprisine gülünmeyen adam yapabilir. 

18 DAKİKA KURALINA BAĞLI KALIN

Çok uzun bir konunuz olabilir ancak uzun bir süre, izleyicide sıkılmışlık isteği uyandırabilir. Anlatmak istediğiniz temel olayları anlatın, böylelikle sunum daha verimli olacaktır. Bir sunumu 18 dakika ve altında tutmak  yaratıcılığınızı arttıracaktır, kısıtlar her zaman yaratıcılığı arttırır.

ÇOKLU DUYGUSAL DENEYİMLERE ZİHİNSEL BİR RESİM BOYAYIN

Sunum demek PowerPoint demek değildir öncelikle bu kalıptan sıyrılalım, yapabiliyorsanız PowerPoint’siz sunum yapın. Olmazsa olmaz diyorsanız, içindeki kelimeleri azaltıp, görseli arttırın ve fotoğraf, resim üzerinde bilgilendirme yapın çünkü kelimeler artarsa, insanlar hem sizi dinleyip hem okumaya çalışacaktır. Bilimsel araştırmalar göstermiştir ki iki işin aynı anda yapılması beyni yorar ve iki işi de iyi bir şekilde gerçekleştiremez. O yüzden fazlasıyla görsel unsur bulundurun, sunumuz için uygunsa video da paylaşabilirsiniz. Dinleyicinin ilgisini çekecektir.

YENİ FİKİRLER SUNUN İNSANLARA YA DA ONLARA FARKLI BİR YOL GÖSTERİN,DUYGULARINA HİTAP EDİN,HİKAYE YOLUYLA BİLGİLERİNİ SUNUN, SAYISAL VERİLERDE ABARTIYA KAÇMAYIN.

Sizlerle çok beğendiğim iki sunumu paylaşmak istiyorum. Bunlardan biri TED’in en çok izlenen sunumu olan: Okullar yaratıcılığı öldürüyor mu? (sunumu yapan kişinin bir profesör olduğunu düşündüğümüzde işler daha garip bir hal alıyor ve kendisinin konuyu ele alırken mizahtan yararlanması işleri daha eğlenceli bir hale getiriyor)

https://www.ted.com/talks/sir_ken_robinson_do_schools_kill_creativity?referrer=playlist-the_most_popular_talks_of_all  

Bir diğeri Steve Jobs’ın meşhur Stanford konuşması https://www.youtube.com/watch?v=ZhsMRisEMSg

Bu iki konuşmada beni etkilemişti umarım siz de beğenirsiniz…

Sevgilerimle,

Gözde.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir